Öner Döşer

2011 Yılında Önemli Tarihler

Bu sayfa 10954 kişi tarafından ziyaret edildi.

2011 Yılında Önemli Tarihler

Güneş aktivitelerinin daha etkin olacağı söylenen bir sürece ilerliyoruz. Bu şartlarda güneşte meydana gelecek aktiviteleri, bunun neden olacağı jeomanyetik fırtınaları önceden tahmin etmek acil önem kazanmıştır. Bu şartlarda, sorularımızın cevaplarını bulmamızda, diğer araştırma ve yöntemlerle birlikte Astroloji yol gösterici olabilir. 

Bu yazıda yaptığım astrolojik değerlendirmeler, önemli risklerin tarihlerini saptamaya yöneliktir. Yılın genelinde herşeyin çok kötü gideceğini göstermez. Yani gökyüzündeki uyumlu etkileri değil, sadece uyumsuz etkileri saptamaya ve önemli riskler içeren bu tarihlerde önlemci olunmasını uyarmaya yönelik bir çalışmadır. Riskli zamanları bilirsek, gerek fiziksel, gerek düşünsel ve gerekse duygusal olarak kendimizi hazırlayabiliriz...

Gezegenlerin birbirlerine ve Güneş'e göre pozisyonları, Güneş'teki aktiviteleri ve-veya jeomanyetik aktiviteleri (Yer manyetik alanında meydana gelen fırtınalar) etkilemektedir. Ve-veya derken, Yer manyetik alanında meydana gelen değişimlerin sadece Güneş aktivitelerinden kaynaklanmadığını, gezegenlerin çeşitli dizilimlerinin ve birbirlerine göre pozisyonlarının Yer manyetik alanını direkt olarak etkilediğini ima ediyorum.

Naturel Beden ve Zihin Sağlığı Festivali kapsamında, Harbiye Askeri Müze’sinde düzenlenen etkinliklerde 5 Aralık 2010 tarihinde verdiğim seminerde, gezegenlerin Güneş’e ve birbirlerine göre pozisyonlarına dayanarak bazı tahminlerde bulunmuş, saptadığım önemli tarihleri izleyicilerle paylaşmıştım. Bunların tarihleri verirken dayandığım unsurları aşağıda açıklayacağım. Ama merakını gidermek üzere yazımın girişinde de bu önemli tarihlerden 2011 yılına ait olanları vermek istiyorum. En dikkat çekici olanları yıldızlandırdım. Bu tarihlerde etkin güneş-jeomanyetik aktiviteler, bu aktivitelere bağlı olarak ortaya çıkabilecek doğal afetler, insanlar arası veya ülkeler arası huzursuzluklar, zihinsel-bedensel-ruhsal sağlık sorunları oluşabilir, dikkat!

          20-22 ARALIK 2010 (İran ve Japonya’da deprem yaşandı)

          27 ARALIK 2010-1 OCAK 2011 *

          23-24 OCAK 2011***

          20-22 MART 2011 *

          2-7 NİSAN 2011***** (özellikle 3-4 Nisan 2011)

          20-22 NİSAN 2011 *

          18-19 TEMMUZ 2011 ***

          25-28 EYLÜL 2011 **

          15-16 EKİM 2011***

Öncelikle seminerde sunduğum şekliyle, güneş aktiviteleri ve jeomanyetik aktiviteler hakkında kısa bilgiler edinelim ve bu konuda otorite olarak tanımlanan kişilerden bilgiler alalım.

GÜNEŞ DÖNGÜSÜ 24

11 yıllık döngüler keşfedildiğinden bu yana bilim insanları geleceğin maksimum güneş aktivitelerini öngörmekte güçlük çektiler ve hatta bazı zamanlarda yanıldılar. Güneş aktivitelerinin izlendiği her bir 11 yıllık döngüye numara verilmiştir. NASA, NOAA, ESA’dan bazı otoritelere göre, şu anki Güneş Döngüsü 24, önceki Güneş Döngüsü 23’ten %50 daha etkin olacak. İşte bazı otoritelerin görüşleri:

Mausumi Dikpati: 24 Döngüsü önceki döngüden %30-%50 oranında daha güçlü olacak. Güneş maksimumu büyük çaplı olacak. Maksimuma 2011 sonlarında ve 2012 ortalarında varacağız.

David Hathaway: İlk kayıtların tutulmaya başlandığı 400 yıl öncesinden bu yana görülmüş en yoğun döngü olacak. Büyük güneş lekeleri 2010 ve 2011’de görülecek.

Robert Wilkinson: Güneş Maksimumu 2010 civarında pik yapacak ve güneş lekeleri 160 civarında olacak. (-+ 25) Bu son 50 yıldan bu yana görülen en sıkı güneş döngülerinden biri olacak.

Doug Biesecer: Güneş Döngüsü 24, 2011 sonlarında veya 2012 ortalarında pik yapacak. Güneş fırtınaları uydulara ve güç destek ünitelerine zarar veriyor. İletişimi ve Navigasyon sistemlerini vurabilir.

Murtagh: Güneş Döngüsü 24 tüm güneş döngülerinden daha farklı olacak.

Mitch Battros: Bu sadece dünya üzerinde dışsal etki yaratmayacak, aynı zamanda insanoğlu üzerinde de etki yaratacak. Bizler de manyetik alanlara sahibiz. Her bireyin etrafını çevreleyen manyetik alanı var. Dışarıda ne oluyorsa, içeride de o oluyor. Güneş’ten kaynaklanan partiküller dünya manyetik alanı üzerinde şiddetli değişimlere sebep oluyor.

GÜNEŞ AKTİVİTELERİ

Güneş, elektromanyetik yayıncıdır. Gezegenlere sıcaklık, ışık, UV radyasyonu elektrikli partiküller yayar ve böylece Dünya’daki tüm yaşam formlarının manyetik alanlarını doğrudan etkilemiş olur. Güneş’teki manyetik değişimler neticesinde oluşan lekelerin artış ve azalışları ve diğer Güneş aktiviteleri neticesinde aşağıdakiler üzerinde etkin olmaktadır: 

          Hava ve iklim koşulları

          Tarım

          Ekonomi

          İnsan davranışları ve olayları

          Kazalar (özellikle maden ocaklarında)

          Suç artışı, cinayetler

          Kalp rahatsızlıkları

          Psikoz nöbetleri

          Öfkeli davranışlar

          Çeşitli epidemiler

JEOMANYETİK AKTİVİTELER

Güneş aktiviteleri (güneş manyetik alanında değişimler, güneş lekeleri alevlenme, patlama, CME: Koronal Kitle Fışkırmaları) Yer manyetik alanı üzerinde değişiklikler yaratıyor ve bu da şu jeofiziksel olaylara sebep olur:

  • Okyanus jet akım değişimleri
  • Aşırı iklim ve sıcaklık değişimleri
  • Kuraklık, sel baskınları
  • Kasırga ve tornadolar
  • Depremler ve volkan patlamaları
  • Tsunamiler

Jeomanyetik fırtınaların insan hayatı üzerindeki etkileri, sadece jeofiziksel etkilerle sınırlı kalmaz. İnsan psikolojisinde ve davranışlarda değişimler, sağlık ve yaşam kalitesinde değişimler, evrimsel değişiklikler (DNA), beyin fonksiyonlarında değişimler, hormon seviyesinde değişimler, terör, şiddet, savaş, ekonomi, politika gibi insan hayatını etkileyen olaylar üzerinde de değişikliklere sebep olur.

Jeomanyetik fırtınalar iki şekilde oluşur:

1)     Güneş’teki aktiviteler neticesinde

2)     Gezegenlerin çeşitli dizilimleri neticesinde

Etkin manyetik fırtına esnasında ve sonrasında şunlar oluşur:

          Kısa dalga radyo sinyalleri etkilenir

          Voltajda yükselmeler oluyor, elektrik santralleri etkilenir

          İletişim ve haberleşmede aksamalar, uydularla ilgili sorunlar olur

          Bazı jeofiziksel faktörler devreye girer

          İnsan davranışlarında değişimler olur.

GEZEGENLERİN ROLÜ

Güneş aktiviteleri ve Yer manyetik alanındaki değişimlerin oluşmasında gezegenlerin rolü vardır. Bazı bilim insanlarının görüşleri de bu tezi desteklemektedir. Bu bilim insanlardan bazılarının görüşlerini kısaca özetlersek:

Radyo Teknisyeni Mühendis John Nelson: Astroloji hakkında hiçbir şey bilmiyordu ancak bulguları kadim astrologların öğretilerini destekler nitelikteydi: Güneş merkez alındığında aynı boylamdaki (kavuşum), 90 derece ve 180 derece açı bulunan gezegenler radyo dalgalarını olumsuz, 60 derece ve 120 derece açı bulunan gezegenler ise radyo dalgalarını olumlu etkiliyor.

Jane Blizard (NASA): gezegenler arası kavuşum, 180 ve bazı 90 derecelik dizilimler ve bu gezegenlerin Güneş ile sert açıları Güneş’te şiddetli bozulmalara yol açar.

Astrofizikçi Dr. Percy Seymour: Gezegen dizilimleri ve bu dizilimlerin güneş ile sert açıları güneş lekeleri ve şiddetli güneş aktivitelerinin oluşmasında rol oynar. Gezegenlerin dalga etkilerinin zayıf olması önemli değildir. Güneş’in manyetik kanalları, gezegenlerin zayıf dalga güçlerini büyük ölçüde arttırır. Buna Manyeto Dalga Rezonansı denir. Bu kanallar, Güneş’te bulunan çok sıcak gazlara bir kanal görevi görürler. Bir nevi güç hatlarıdır.

Çeşitli bilim insanlarının ve araştırmacıların (örneğin Buryl Payne’nin) konu ile ilgili görüşlerini birleştirirsek şu sonuçlara varırız:

          Güneş’in ve gezegenlerin manyetik rezonansı birbirlerinden etkilenir.

          Gezegenler güneş aktiviteleri ve jeomanyetik aktivitelerinin oluşmasında rol oynar.

          Herhangi iki gezegen Güneş ile aynı hizada olduğunda, güneş lekelerinde artış olur.

          Dünya iki ya da daha fazla gezegenle aynı hizada değilse, jeomanyetik aktiviteyi geciktirici olur.

Gezegenlerin Güneş aktiviteleri ve jeomanyetik alan değişimleri üzerindeki etkilerine gezegen bazında değinelim ve önemli tarihleri saptamaya çalışalım:

AY

Yeniay’da Ay Dünya ve Güneş arasına girer, varlığı Güneş rüzgarı akımını keser ve jeomanyetik bozukluklar olur. Dolunay’da Ay Dünya’nın arkasında “manyetik kuyruk” bölümündedir. Bu bölümden yaklaşık 4 günde çıkar ve bu da güneş rüzgarı akımına sebep olur ve Dünya’ya çarparak manyetik fırtınaya sebep olur. 21 Aralık 2010 tarihinde bir dolunay Ay tutulması deneyimledik. Aşağıda tutulma esnasında gezegenlerin Güneşmerkezli bakışla hangi pozisyonlarda olduğunu saptama amaçlı çizilmiş astroloji haritasını görmektesiniz. Haritada Merkür, Jüpiter, Satürn ve Plüton arasında 90 ve 180 derecelik gergin açılar oluşmakta olduğunu görüyoruz. Tutulma günü İran’da 6,5 ve Japonya’da 7,4 şiddetinde depremler meydana geldi.

 

JÜPİTER

Herhangi iki veya daha fazla sayıda gezegen Güneş ile hizalanırsa, güneş lekelerinde artış olur ve manyetik alanda etkiler olur demiştik. En büyük manyetik alanı olan gezegen Jüpiter’dir. Araştırmacı Buryl Payne’e göre Dünya, Güneş ile Jüpiter arasında iken Dünya’nın manyetik alanında değişiklikler olur. Ay da Jüpiter ile hizalanırsa, bu etki büyür. Hava sıcaklıkları normalden 2-3 derece fazla olabilir. Aşağıda, Jüpiter’in Dünya ile hizalanacağı 29 Ekim 2011 tarihine yönelik astroloji haritasını görmektesiniz. Bu tarihte Merkür-Plüton da hizalanacak ve Uranüs ile doksanar derecelik uyumsuz açıda olacaklar. Mars-Satürn arasında doksan derecelik uyumsuz açı oluşacak. Sadece birkaç gün geride, 26 Ekim tarihinde Jüpiter ile karşıtlık yapan bir Yeniay da oluşacak. Dolayısı ile manyetik alanda oluşacak değişimler doğa olaylarını tetikleyebilir, insanlar arasında huzursuzlukların açığa çıkmasına sebep olabilir bu tarih civarındaki günlerde. 

 

MERKÜR

Araştırmacı ve yazar Buryl Payne'e göre, Merkür Güneş ve Dünya arasına girdiğinde, Güneş rüzgarı akımını etkileyerek, jeomanyetik alanda dalgalanmaya sebep olur. Dünya ile tam aynı çizgide olduğunda bu etki daha fazladır. Merkür, Güneş’in etrafındaki dönüşünü 88 günde tamamlar. Bunu özellikle belirtiyorum, çünkü “2012’de Nasıl Kurtuluruz?” gibi 2012 sürecine yönelik bazı kitapların da yazarı olan araştırmacı Patrick Geryl’a göre, önemli Güneş patlamaları arasında yaklaşık 87 günlük süreç var. Buradan yola çıkarak yaptığım araştırmalarda, son zamanlarda gerçekleşen önemli Güneş patlamalarından geri dönüp baktığımda, 88 gün arayla oluşan önemli patlamalar olduğunu gördüm ki bu da neredeyse tam olarak Merkür döngüsü ile bağdaşmaktaydı. 88 günlük döngüye denk gelen güneş aktivitelerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

          http://spaceweather.com/archive.php?view=1&day=05&month=05&year=2010

          http://spaceweather.com/archive.php?view=1&day=06&month=02&year=2010

          http://spaceweather.com/archive.php?view=1&day=01&month=08&year=2010

          http://spaceweather.com/archive.php?view=1&day=28&month=10&year=2010 

Bu önemli patlamalar esnasında Güneş merkezli bakışla Merkür’ün Akrep burcu sonlarına denk geldiğini gördüm. Aşağıda 1 Ağustos 2010 tarihine yönelik astroloji haritasını görmektesiniz. Haritada Merkür Akrep burcunun sonlarındadır ev Neptün-Kiron ikilisiyle doksan derecelik açı yapmaktadır. Henüz kesin bir saptamaya ve geçerli bir sebebe bağlayamamakla birlikte, Kiron’un (Fransızca telaffuzuyla Şiron’un) Güneş aktivitelerinde önemli bir faktör olduğunu hissediyorum…

 

Bir sonraki önemli Güneş patlaması 28 Ekim 2010 tarihindedir. Bu tarih 1 Ağustos’tan 88 gün sonraya denk gelmektedir. Merkür yine Akrep burcunun sonlarındadır ve Kiron Neptün ikilisiyle doksanar derecelik açı yapmaktadır. Bu tarih aynı zamanda Dünya-Venüs yakınlaşmasına denk gelmektedir. Bu tarih civarında önemli güneş-jeomanyetik aktivitelerin oluşabileceğine yönelik görüş belirtmiştim. Öyle de oldu...

 

Merkür’ün 88 günlük döngüsünde bir sonraki önemli tarih 24 Ocak 2011 olarak görülmekte… Merkür bu tarihte yine Neptün-Kiron ikilisine doksanar derecelik açıda olacak. Bu esnada Jüpiter-Satürn de karşıtlık yapacaklar ve Plüton ile doksanar derfecelik açıda olacaklar ki bu da başlı başına manyetik alanda etkiler yaratabilecek bir dizilim. Ayrıca Dünya-Mars hizalanması, Venüs-Uranüs hizalanması da var. Yani diğerleriyle 90 ve-veya 180 derecelik açılarda bulunmayan hiç gezegen yok. Bu şartlarda 24 Ocak civarındaki günlerde: güneş-jeomanyetik aktivitede artış görülebilir, etkin güneş patlamaları olabilir, Yer manyetik alanında önemli dalgalanmalar meydana gelebilir, doğal felaketler tetiklenebilir, hava, deniz veya karada (özellikle de topraklarla veya maden ocakları, yeraltıyla ilgili) büyük kazalar yaşanabilir, insanlar arası ilişkilerde huzursuzluklar, önemli sağlık sorunları ve stresler oluşabilir. Aşağıda, 24 Ocak 2011 tarihine yönelik Güneş merkezli astroloji haritasını görmektesiniz.

 

2010 yılında oluşan etkin güneş patlaması tarihlerini takip eden 88 günlük evrelere denk gelen Merkür dönüşü tarihleri şöyle:

          24 OCAK 2011 **

          22 NİSAN 2011

          19 TEMMUZ 2011 ***

          15 EKİM 2011***

Bu tarihler civarındaki günlerde etkin güneş-jeomanyetik aktiviteler görülebilir. Bu tarih sonrasındaki günlerde doğal felaketler, kazalarda artışlar, insanlararası huzursuzluklar ve sağlık sorunları dikkat çekici derecede fazlalaşabilir. En dikkatimi çeken tarihleri yanlarına kırmızı ile işaretledim.

VENÜS

Buryl Payne’e göre, Venüs ve Dünya’nın güneş ile aynı hizada olmasının manyetik etkileri azalır. Venüs diğer gezegenlerle kavuştuğunda da güneş lekeleri sayısı geçici olarak azalır. Ama yine de Venüs-Dünya yakınlaşmaları çok dikkat çekmektedir. 28 Ekim 2010 tarihinde Venüs-Dünya yakınlaşması civarında önemli bir Güneş patlaması yaşandı.

 

Venüs’ün Güneş diskinin önünden yakın geçiş yapacağı 6 Haziran 2012 tarihi bu bağlamda özel önem taşımaktadır. Bu tarih civarında çok önemli ve diğer gezegenlerle uyumsuz açılar oluşturan bir Ay tutulması da gerçekleşecektir. Bu tarih civarındaki günlerde önemli güneş-jeomanyatik aktiviteler gerçekleşebilir. Sert hava olayları, büyük ve etkin doğal felaketler gerçekleşebilir!

 

MARS

Payne’e göre, Mars ve Venüs Dünya’dan yakın gözüktüklerinde Ay da onların hizasındaysa, jeomanyetik aktivitede direkt artış görülür. Mars ve Dünya aynı hizada olduklarında, Dolunay da olmuş ise, manyetik etkiler artar. En yakın tarihte 19 Ocak 2011’de Mars ile irtibat kuran bir dolunay gerçekleşecek ve bu tarih civarında Dünya-Mars hizalanacak. Bu tarih Merkür’ün 88 günlük döngüsüne de yakın. Bu şartlar altında 19-24 Ocak tarihleri arasında etkin güneş-jeomanyetik aktivite gerçekleşebilir. Yukarıda saydığımız olumsuzluklarda artış yaşanabilir. 

 

SATÜRN

Payne’e göre, Satürn Dünya’ya yakın olduğunda ve özellikle ay ile hizalandığında, insan davranışı üzerinde baskılayıcı etkisi olur. Satürn, dış gezegenler olan Uranüs, Neptün, Plüton ile açı yaptığında, hava koşullarını olumsuz etkileyebilir. Satürn, Dünya ve Güneş ile aynı hizada olduğunda, güneş/jeomanyetik aktivite artar. Önümüzdeki en yakın tarihte bu durum 3 Nisan 2011’de gerçekleşecek. Bu tarihte Jüpiter de bu dizilime dahil olacak. Venüs de dizilime doksan derecelik açıda olacak. 3 Nisan tarihinde Merkür-Mars da hizalanacak. Bir gün sonra, yani 4 Nisan 2011 tarihinde Merkür Güneş merkezli bakışla Terazi burcunun ilk derecesine gelecek ve Uranüs ile tam hizalanacak, Plüton ile de doksan derecelik açıya gelecek. İşte bu çok ama çok önemli bir tarih! 3-4 Nisan tarihi civarındaki günlerde etkin güneş patlamaları, jeomanyetik fırtına oluşabilir. Önemli doğal felaketler, kayıplara neden olacak kazalar ve stresler yaşanabilir. Mutlaka hazırlık yapılması gerektiğini düşündüğüm çok önemli tarihlerden birisi bu! İnsanlararası huzursuzluklar, hastalık ve salgınlar gibi durumlara, hatta önemli siyasal ve ekonomik türbülanslara ve ülkeler arası huzursuzluklara da açık zamanlar… Aşağıda 3 Nisan 2011 tarihine yönelik astroloji haritasını görmektesiniz…

 

Dünya-Güneş-Satürn hizalanmasının bir sonraki gerçekleşme tarihi 14 Ekim 2011. Bir günlük farkla 88 günlük Merkür döngüsüne de denk geliyor. 15 Ekim 2011 tarihine yönelik çizilmiş astroloji haritasında Merkür ile hizalanan Venüs’ün de Neptün-Kiron ikilisine doksanar derecelik açısı var. Ayrıca Mars-Uranüs-Plüton gezegenleri arasında da 90 ve 180 derecelik açılar oluşuyor. 15-16 ekim 2011 tarihleri civarında, etkin güneş-jeomanyetik aktiviteler oluşabilir! Etkin doğal felaketler, kasırga ve tornadolar, sel baskınları, kazalar meydana gelebilir…

 

URANÜS VE NEPTÜN

Payne’e göre Uranüs ve Neptün Dünya ile aynı hizada olduklarında, birkaç gün için güneş lekesi aktiviteleri bariz artar. Bu esnada Dünya bu gezegenlerin karşısında, Güneş tarafında olduğunda, güneş aktivitelerinde artışlar olur. Uranüs-Dünya hizalanması en yakın tarihte 21 Mart 2011’de olacak. Daha sonra 25 Eylül 2010 tarihinde de yine olacak. Bu tarihten iki gün sonra Güneş merkezli bakışla Uranüs-Dünya-Merkür-Güneş arasında bir dizilim olacak ve bu gezegenler Mars-Plüton ile doksanar derecelik açıya gelecekler. Venüs-Jüpiter hizalanmasının da denk geleceği 27 Eylül 2011 civarındaki tarihlerde, önemli güneş-jeomanyetik aktivitelerinin gerçekleşebilir ve neticesinde sert doğa olayları, kazalar ve huzursuzluklar oluşabilir.

 

PLÜTON

Payne’e göre Plüton hava durumunu bariz bir şekilde etkiler. Her yıl Dünya Plüton’un yörüngesinin iç tarafından geçtiğinde, 1-2 gün hava durumu soğuk ve fırtınalı olur. Dünya-Plüton kavuşumlarında, çok olmasa da jeomanyetik aktivitede artış olur. 21 Aralık 2010 tarihinde gerçekleşen Ay tutulmasına çok yakın tarihte, 27 Aralık 2010'da Dünya-Güneş-Plüton hizalanması oluşuyor. Bu esnada Jüpiter-Satürn de hizalanıyorlar ve diğerlerine doksanar derecelik açıya ilerliyorlar. Merkür ve Venüs de hizalanıyorlar. 27 Aralık 2010 civarındaki günlerde, soğuk ve fırtınalı hava koşulları, etkin doğal felaketler, kazalar, insan ilişkilerinde huzursuzluklar, ülkelerin kendi içlerinde veya ülkeler arası ilişkilerinde gerginlikler oluşabilir, dikkat! 

  

Yukarıda yaptığımız önemli değerlendirmeler ışığında, 5 Aralık 2010 tarihinde sunmuş olduğum seminerde ortaya koyduğum tarihlerden 2011 yılına ait olanları bir kez daha tekrarlıyorum:

          20-22 ARALIK 2010 (İran ve Japonya’da deprem yaşandı)

          27 ARALIK 2010-1 OCAK 2011 *

          23-24 OCAK 2011***

          20-22 MART 2011 *

          2-7 NİSAN 2011***** (özellikle 3-4 Nisan 2011)

          20-22 NİSAN 2011 *

          18-19 TEMMUZ 2011 ***

          25-28 EYLÜL 2011 **

          15-16 EKİM 2011***

 

Güneş Aktiviteleri ve Küresel Bilincin Önemi

Tüm bu aktiviteler, bizlerin dışında gelişmiyor. Bizler de bu sürecin bir parçasıyız. Zira tüm canlı varlıklar birbirine bağlıdır ve birbirimizle biyolojik ve elektromanyetik alanlar vasıtasıyla iletişim kurarız. Biz insanoğlunun Dünya ile arasında ve Dünya’nın da Güneş ile arasında dairesel bir rezonans ile enerjik bir etkileşimi vardır. Bizler Dünya’nın titreşimini etkileyen bir enerji yayıyoruz ve Dünya da bu enerjiyi Güneş’e, Güneş de gök cisimlerine ulaşacak şekilde Galalaktik Merkez’e iletiyor. Bu zincir, Galaktik Merkez’den Güneş’e, oradan diğer gezegenlere ve Dünya’ya ve bu halkanın diğer ucundaki bizlere geri dönmektedir.  Dolayısıyla kozmozdaki her şey birbiri ile bağlantıdadır ve bunu anladığımızda, bilincimiz genişler ve evren içindeki etken katılımcılar haline geliriz. Tüm bu etkileşimler bize, sadece dış faktörlerin bizi etkilemediğini, bizim de dış faktörleri etkilediğimizi anlatmaktadır. Bilim insanları Roger Nelson ve arkadaşları tarafından tüm dünyadan rastgele sayıda jeneratör ağı kullanılarak yürütülen Princeton Üniversitesi Global Bilinç Projesi araştırması tarafından desteklenen görüşe göre “Yalnızca insanlar gezegensel enerji alanlarından etkilenmezler, dünyanın enerji sistemi de insanların kolektif duygularından ve bilincinden etkilenir. Gezegensel alan ortamının büyük bir kısmı o gezegende yaşayanların kolektif bilincinden oluşur.” Kaynak: www.glcoherence.org

Psişik kahin Edgar Cayce okumalarından birinde şöyle söylemiştir: Yerküre değişimleri gibi, güneş lekeleri de kendi bilinç halimizin yansımalarıdır, kendi eylemlerimizin sonucudur, ilahi yasanın bumerang etkisidir. Güneş lekeleri, kendimiz yarattığımız ve zihinlerimizin “inşa edici” olduğu “kargaşa ve anlaşmazlığın” yansımalarıdır. Yerküre değişimlerinin sorumluluğu doğrudan omuzlarımızdadır.” Başkalarıyla ilişkilerimizi nasıl yönettiğimizin yerkürenin yüzünün değişmesiyle ilgisi vardır. Yerküre değişiklikleri, bir şeyler uyum dışında olduğu için yapılmak zorunda olan “ayarlamalar”dır. Kendi uyumdışı davranışımızla kaotik durumları yarattığımız gibi, sevgi dolu tavırlar ve eylemlerimizle pozitif dönüşüm yaratabiliriz.”

Güneş aktiviteleri ve insan üzerindeki etkilerinin yanı sıra, insan bilincinin de Güneş aktiviteleri üzerinde etki yarattığını söyleyen araştırmacı Dr Michael Salla’ya göre güneş lekesi döngüsü nedeniyle dünyada değişiklikler meydana gelmeyecek. Asıl değişecek şey küresel farkındalık sayesinde gezegende uyum ve işbirliğinin gelişmesi olacak. Güneş Lekeleri insan bilincini değiştirdiğinden insanların dünya üzerindeki makro değişkenleri etkileyebilme yeteneklerini artıracak. Salla bir taraftan güneş aktivitelerinin insan proseslerini ve düşüncelerini etkilediğine katılmakla birlikte diğer taraftan bunun tersinin de geçerli olduğunu söylemektedir: insanların güçlü düşünceleri sayesinde güneş aktivitelerinde değişim olabilir…

Güneş aktivitesini düşünce gücüyle etkileyebileceğimiz konusu, zamanımızdaki fizik teorileri tarafından desteklenmiyor gözükse de ve henüz bilim insanları tarafından kabul edilmemiş olsa da, günümüzde artık daha çok sayıda sıradan insan tarafından ilgiyle izlenmektedir. İnsanların kitle halinde eşzamanlı düşünmesinin gücünü daha fazla kişi kabul etmiş durumdadır. Bu konuyla ilgili çalışmalar yapan kişilerin ortak görüşlerine göre, aynı dönemde meditasyon yapan ya da dua eden çok sayıda kişi güneş aktivitesini ve güneş kaynaklı jeomanyetik aktiviteyi azaltabilir. Bu konuda yapılan çalışmalar ve deneyler, bireysel ve kolektif düşünce gücünün bariz ve güçlü etkileri olduğunu, işbirliği yapan yeterli sayıda insanın beraber çalışmasının gerekli durumlarda nasıl işe yarayabileceğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Bu tema, Mayaların kozmoloji anlayışıyla da örtüşmektedir. Mayalar 21 Aralık 2012’de gireceğimiz periyodu “Bir amaç için bir araya gelme dönemi” olarak nitelendirmişlerdir. Artık kolektif bilincin gerçek gücünü ortaya koymamızın, birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmemizin zamanı gelmiştir. Bu, çağlar öncesinden bugünü işaret eden Mayaların bize ilettiği basit ve açık bir mesajdır.

İnsanların topluca düşünce tarzları ve neye inandıkları dünyasal olaylar üzerinde, diğer gezegensel konfigürasyonlardan daha etkilidir. Bu yüzden gezegensel etkileri aşmamız ve dünyaya farklı bir yön vermemiz mümkün olabilir. Önemli olan bunu yapabileceğimize gerçekten inanmamızdır. İnanç, yaratımın motorudur!

Öner DÖŞER

23 Aralık 2010, Perşembe

ASTROLOJİ OKULU, Caddebostan

24.12.2010

Designed by Ongunsoft