Öner Döşer

Mars Transitleri ve Yakın Geleceğimiz

Bu sayfa 7833 kişi tarafından ziyaret edildi.

Tutulma ile ilgili yazılarımda hep değindiğim gibi, güneş ve ay tutulmaları gerçekleştikleri Zodyak derecesinde gökyüzünde adeta bir çentik bırakırlar. İlerleyen zamanlarda bu hassas noktaya gelen transit ve ilerletmeler tetikleyici etki yaratabilirler. Her gezegen bu süreci kendi doğasının özelliklerine yönelik olarak etkiler. Özellikle transit Mars’ın tutulma derecesine kavuşum ve karşıt açıları dikkatle takip edilir ve bu yöntem yakın geleceğe yönelik tahminlerde kullanılan en önemli göstergelerden biridir.

 

Dünya Astrolojisi’nde Mars askeri güç, ordu, savaş, terör, tartışma ve kıran kırana rekabetin yanı sıra, sportif aktivitelerin de genel temsilcisidir. Klasik Astroloji’de iki kötücül gezegenden biri olarak kabul edilen Mars’ın transitleri bu türde konuların gündeme gergin bir şekilde geldiği, insanlar arasındaki huzursuzlukların da tetiklendiği zamanlardır ve doğal afetlerde de artış görülür. Mars’ın tetikleme toleransı 3 derece civarında alınabilir ki bu tam tetiklemenin gerçekleştiği tarihin 6 gün öncesi veya 6 gün sonrasıdır (Mars yaklaşık 2 günde 1 derece hızla ilerler).

 

Transit Mars’ın 1 Haziran 2011 tarihinde 11 derece İkizler burcunda gerçekleşen güneş tutulmasını tetiklediği tarih 6 Temmuz 2011 idi. Bu tarihten sadece birkaç gün öncesinde Fenerbahçe olayı patladı. Takip eden günlerde hükümet yetkilileri, Fenerbahçe başkanı ve yetkilileri, Fenerbahçe taraftarı ve kamuoyu ilişkileri çok gerildi ve hukuki süreç kamuoyunun büyük ilgisi altında stresli bir şekilde ilerledi.

 

Transit Mars 26 Temmuz Salı günü, 15 Haziran 2011 tarihinde Yay burcunda gerçekleşmiş olan Ay tutulması derecesini tetiklemişti (24 derece Yay). Hemen birkaç gün sonrasında Genelkurmay Başkanı ve üç kuvvet komutanı istifa etti. Bu tarih sonrasında Türkiye’de yaşananları hepimiz çok yakından takip ediyoruz ve çok hassas bir dönemde olduğumuzu görüyoruz.

 

Şimdi transit Mars Zodyak’ta daha etkin olacağı ve özellikle de Türkiye astrolojik haritası açısından kritik diyebileceğimiz derecelere yakınlaşmış durumda. Önümüzde çok kritik iki tetiklenme tarihi duruyor. Şimdi bu iki tetiklenme tarihine odaklanalım…

 

2 Ağustos’ta Mars 29 derece İkizler burcuna varıyor ve 21 Aralık 2010 tarihinde gerçekleşmiş olan ay tutulması derecesini tetikleyecek (29 derece İkizler). Bu Zodyak derecesinde Türkiye astrolojik haritasının 12. evinde yerleşmiş Ay da bulunuyor. Mars’ın tetikleme toleransı dahilindeyiz ve tam tetiklenme 2 Ağustos 2011 tarihinde gerçekleşecek. Bu şartlarda içinde bulunduğumuz bu günden itibaren 8 Ağustos’a kadarki süreçte tutulmanın etkilerini ortaya çıkaracak stresli olaylarla karşılaşabiliriz. Halk içinde huzursuzluklar ve gerginlikler, protesto ve benzeri eylemler oluşabilir. Ayrıca, dikkatli olunmaz ise halk ile güvenlik güçleri arasında tatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu riskli dönemde çatışma ve terör eylemleri artabilir. Astrolojide Ay halk ve kadınların genel temsilcisidir. Kadınlarla ilgili konularda stresler yaşanabilir veya önemli kadın figürlerinin sebep ve kaynak olduğu durumlar ya da bazı girişim veya açıklamaları karışıklık ve büyük gerginlik yaratabilir, dikkat!

 

Öte yandan bazı etkin doğal afetlere de açık olduğumuz tarihlerdeyiz. Bunu hemen “Büyük Deprem Geliyor” şeklinde algılamayalım pek tabii. Hepimiz bu konuda çok hassasız ve her zaman önlemci olmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Ama bu kaçalım, gidelim, saklanalım, bulunduğumuz şehri ve hatta ülkeyi terk edelim anlamına gelmiyor. Birbirimizi korkutup endişeyi tırmandırmayalım, bunu bilinçsiz bir şekilde yapanların gazına da gelmeyelim! Ayrıca doğal afet denince sadece deprem de aklımıza gelmemeli. Ani yağışlar nedeniyle oluşacak sel ve su baskınları riskini göz ardı etmeyelim ve özellikle de Yengeç burcunda tutulmanın tetikleneceği 17 Ağustos civarındaki günler civarında oluşabilecek herhangi bir doğal afet (deprem, sel baskını, yangın vs) riskine karşı da uyanık ve önlemci olalım. Ama bunu büyük korku ve endişe vesilesi yaparak, negatif enerjiyi kendimize çekmeyelim. Pozitif düşünce, dua ve meditasyon gibi yollarla bu gergin enerjiyi azaltabiliriz.

 

17 Ağustos’ta Mars 9 derece Yengeç burcuna varıyor ve 1 Temmuz 2011 tarihinde gerçekleşmiş olan güneş tutulması derecesini tetikliyor (9 derece Yengeç). Bu Zodyak derecesine çok yakın Türkiye astrolojik haritasının 4. evinde yerleşmiş Mars da bulunuyor. Transit Mars’ın Türkiye astrolojik haritasının Mars derecesine tam dik açı yapacağı tarih 14 Ağustos. Üç derece tolerans alırsak, ki bu altı gün eder, 8 Ağustos tarihine ulaşırız ve bu şartlarda tutulmaların ve astrolojik haritamızdaki önemli gezegen derecelerinin tetikleneceği ve önemli etkilere açık olduğumuz zaman aralığı içinde bulunduğumuz tarihten 23 Ağustos’a kadar gider. Bu zaman aralığında transit Mars’ın transit Uranüs ve Plüton ile stresli T-kare açı kalıbı oluşturacağı 9 Ağustos civarındaki günlerde dünya genelinde huzursuzluk ve doğal afetlerde artış gözlemleyebiliriz.

 

Mars’ın ordu, asker, güvenlik güçleri gibi figürleri temsil ettiğini söylemiştik. Transit Mars’ın Türkiye astrolojik haritasının Mars derecesinin karşısından geçerken aynı zamanda bu dereceye çok yakın gerçekleşmiş Yengeç burcunda güneş tutulması derecesini de tetikliyor olması, güvenlik güçleri ve genel olarak ülkenin güvenliği ile ilgili konularda stresler yaşanabileceğine işaret ediyor olabilir. Önemli otorite figürlerine yönelik sert eleştiri ve saldırılar, karşı çıkış ve isyankar protesto ve eylemler de büyük olasılık. Yaptığım araştırmalarda, astrolojik haritaları Mars derecesine gergin açılar alan ülkelerde cinayet ve terör olaylarının yanı sıra, patlak veren büyük askeri krizler ve savaş ortamına sürükleyen olaylar, lider ve yönetici figürlerine yönelik suikastlar yaşanmış olduğunu gördüm. Ama tüm bunlar yaşanmak zorunda değil. En azından büyük ölçekte yaşanmayabilir; akıllıca konuşmalar ve kararlar sayesinde minimize edilebilir. Bunların hangi ölçekte yaşanacağı yöneticilerin ve toplumun ne kadar bilinçli ve sağduyulu davranacağına bağlı…

 

Ayrıca Mars ateşli ve ısı yayan şeylerle, kundaklama olaylarıyla, yangınlarla da bağdaştırılır. Bu sıcak yaz günlerinde en dikkatli olmamız gereken konulardan biri de orman yangınları riskidir.  

 

Güneş Lekesi Sayısı Artıyor!

 

Bu arada, son birkaç gündür bir müddet için sakinleşen güneş aktivitelerinde hareketlenme ve güneş lekelenmelerinde artış olduğunu da gözlemlemekteyim. 29 Temmuz itibariyle leke sayısı 101 olarak görülüyor. Güneşmerkezli gezegen dizilimleri, Ağustos ayı ortalarından itibaren güneş aktivitelerinin artış gösterebileceğine, bunların Dünay yönelimli olmalarına bağlı olarak veya direkt gezegen dizilimlerinin etkisiyle jeomanyetik aktivitede türbülans oluşabileceğine, dünya genelinde doğal afetlerde artış yaşanabileceğine, insanlar arasında huzursuzlukların artabileceğine işaret ediyor. Bu bağlamda içinde bulunduğumuz günler ve en çok da 17 Ağustos civarındaki günler dikkat çekiyor.

 

Yükselen güneş aktiviteleri, psikolojik rahatsızlıkların artmasına sebep oluyor. Yoğun güneş aktiviteleri daha fazla kaza, hastalık, cinayetler, suç oranlarında artış anlamına da geliyor. Böyle dönemlerde hepimiz daha fazla agresyon ve huzursuzluk hissedebiliyoruz ve karşılaştığımız olaylara alışılmışın dışında tepkiler verebiliyoruz. Yüksek güneş lekesi aktivitesinin Dünya’nın manyetik alanında yaratacağı bozulmanın kan basıncı, üreme, kalp-damar sorunları ve nörolojik problemlerin yanı sıra, bağışıklık sistemi sorunlarına sebep olduğunu, kalp krizleri, intiharlar ya da psikiyatri kliniklerine başvuruda artış ile ilgili olduğunu gösteren çalışmalar da vardır. Ama güneş maksimumu esnasında sadece cinayetler, terör, kazalar, sağlık sorunları artmıyor pek tabii ki. Bilim ve sanatta yaratıcılığın ve gelişmelerin en yüksek düzeylerinin de güneş maksimumu civarında ortaya çıktığı ve evrimsel süreçte önemli gelişmeler yaşandığı da bir gerçektir. Araştırmalar, artan güneş aktivitesi sırasında, insan yaratıcı aktivitesinin zirveye ulaştığını açıkça gösteriyor.

 

Ne Yapabiliriz?

 

Güneş/jeomanyetik aktivite esnasında manyetik alanda yarattığı değişimler kan basıncı, üreme, kalp-damar sorunları ve nörolojik problemlerin yanı sıra, bağışıklık sistemi sorunlarına işaret ediyor demiştik. Bu dönemde etkin gezegen dizilimleri de benzeri etkileri yaratabilir. Sevgi alışverişinin bağışıklık sistemimizi güçlendirdiği söylenmektedir. Sağlığımızı korumanın, bireysel ve toplumsal olarak şifalanmanın en güzel yollarından biri, sevgi bağımızı güçlendirmektir. Sevgi alışverişinin yarattığı yüksek frekans, yaşamsal enerjinin frekansını olumlu yönde etkiler. İnsan, hayvan, bitki, araba, masa, bilgisayar olsun, canlı veya cansız şeylere sevgimizi yansıtmamız bile, titreşimimizi arttırmamızı sağlar. Bizi bir arada tutacak, sevgi bağı, neşe ve mutluluk yaratacak organizasyonları arttırmamız, stres ve gerginlikleri daha rahat aşmamıza imkan sağlayacaktır.

 

Astroloji’nin en önemli işlevi, önceden uyarmaktır. Ardından, bu zamanlarla ilgili gerekli, tedbirler alınabilir. Astroloji’nin böyle stresli ve gergin zamanları önceden uyarmasının amacı korku yaratmak değil, davranışlarımızı ayarlamamız konusunda farkındalık yaratmaktır. Etrafımızda olan bitenin farkında olmalı, elimizden geldiğince korku ve endişeden uzak ve pozitif kalmalıyız. Korkunun panzehiri sevgidir. İnsan bünyesinde sevgi enerjisi geçişine engel oluşturan en büyük etken, olumsuz duygu ve düşüncelerdir. Korku dolu bir dünyada yaşamaya inandığımızda, bu seçimimizden zihnimiz ve bedenimiz de etkilenecek, sağlıksız bir yaşam süreceğiz demektir. Eğer sevgiyle dolu bir dünya görmeyi seçersek, o zaman zihnimiz ve vücudumuz da buna uyum sağlayacak, giderek daha sağlıklı olacaktır. Yapmamız gereken, kişiler olarak önce kendimizi temizlemek ve saf tutabilmek, yani bize kasıt yapanları bile sevebilip, onlara sevgiyle yaklaşmaktır.

 

Şimdi bilincimizi genişletmenin zamanı, artmış sezgilerimiz tam olarak olgunlaşmalı, sezgisel doğamızı öne çıkarmalı ve kullanmalıyız. Aynı zamanda sınav ve zorluk zamanı da olduğundan kendi bütünlüğümüzde kalmamız önemli. Yüksek benliğimizle, yani özümüzle temasta kalarak bütünlüğümüzü korumayı başarabilmeliyiz. Bu hale ulaşabilmemiz, aslımıza dönebilmemiz için, kendimizi temizlemeli, içimizdeki kin ve öfkelerden, hırs ve tutkulardan arınmalıyız. İbadet, dua, meditasyon, enerji çalışmaları, nefes çalışmaları gibi tüm kişisel gelişim çalışmaları bunu yapabilmemizi sağlayan önemli faktörler. Bunu başaramama korkusundan veya bir an önce bu noktaya telaşından da uzak durmalıyız. Zaten kendimizi temizlemeyi amaçladıkça, gerekli fırsatlar kendiliğinden önümüze çıkmaya başlayacaktır. Tek yapmamız gereken onları fark etmek, uyanık olmak!

 

En önemlisi, olayların sadece zahiri, yani dıştan görünür boyutunda kalmamalı, maddi olan her şeyin geçici olduğunu, ama özümüzün, aslımızın ölümsüz ve daimi olduğunu kendimize hatırlatmalıyız. Olayın sadece dışarıdan gözüken boyutunda kalanlar, bu geçiş döneminde büyük stresler ve fiziksel yıkımlar yaşayabilirler.

 

Öte yandan, bu dönemde etkisi altında olduğumuz transitler neticesinde hissettiğimiz agresyonu, üzerinde uğraştığımız iş ve projelere yönelik yapıcı bir motivasyon olarak yönlendirebiliriz. Böylelikle daha evvelce başaramadığımız işlerin üstesinden gelebilir, bu yüksek volümlü Mars transitlerini en iyi şekilde kullanmış, üzerimizdeki agresif enerjiyi bir nevi sıçrama yapmaya yönlendirebiliriz.

 

Eylemlerimizden sorumlu olduğumuzu unutmamalı, etrafımızda olan bitene hiçbir katkımız veya zararımız olmadığını asla düşünmemeliyiz. Kişisel gayretlerimizle toplumsal olayları bir nebze de olsa etkiliyoruz. Zaten agresif olan bu dönemde, ortalığı daha fazla germekten kaçınabilir, en azından kendi yakın çevremizde huzuru ve barış ortamını sağlayabiliriz. Bu ülke hepimizin!  Ülkemize ve birbirimize sahip çıkalım!

 

Öner DÖŞER

31 Temmuz 2011, Pazar

Ayvalık

31.07.2011

Designed by Ongunsoft