Öner Döşer

Venüs Geçişi Bizi Nasıl Etkileyecek?

Bu sayfa 4124 kişi tarafından ziyaret edildi.

 

Venüs, bütün kadim uygarlıklar için çok önemli bir gök cismiydi. Ama Mayalar onu diğer uygarlıklardan daha fazla önemsemişlerdi. Zamanlama konusunda bir rehber olarak görmüşler, döngülerini takip etmişler, takvimlerinde belirleyici bir faktör olarak kullanmışlardı. Savaş için en uygun zamanları, siyasal olayları, önemli değişim zamanlarını, Venüs’ün döngülerine bakarak saptamışlar, sosyal hayatlarını onun hareketlerine göre düzenlemişlerdi. Mayalardan kalan bilgileri inceleyen araştırmacılara göre, Mayaların Uzun Döngü olarak ifade ettikleri zaman bloğu MÖ 11 Ağustos 3114’e denk gelen tarihe denk düşen “Venüs’ün Doğumu” olarak ifade edilen zamanda başlamıştı. Araştırmacılara göre Mayalar bu Uzun Döngü’nün 2012’deki Venüs geçişi sonrasında sona ereceğini düşünmüşlerdi. Yani Venüs geçişini, belirleyici bir işaret olarak görmüşlerdi.

Sabah Yıldızı Olarak Venüs

5-6 Haziran 2012 tarihinde gerçekleşecek Venüs geçişi esnasında Venüs Güneş ile inferior kavuşumda olacak ve bu kavuşumdan birkaç gün sonra Venüs sabahyıldızı olarak doğuda görülmeye başlayacak. Bu ilk görülmeye heliakal doğuş denmektedir. Mayalara göre bu konumunda Venüs “tehlike” işaretçisidir. Hastalık ve yıkımların, insanlığın mahluki ve yıkıcı dürtülerinin ortaya çıkacağını gösterir. Mayalar Venüs’ün sabahyıldızı olarak görüldüğü bu dönemi liderlerin, yüksek makamdakilerin düşmesine ya da başka toplumsal üzüntü yaratan olaylara işaret olarak görüyorlardı. Venüs’ün sabahyıldızı konumunda olmasının diğer Mezo-Amerikan kültürlerde de savaş ve türbülans göstergesi olarak tanımlandığını görüyoruz. Örneğin Aztek rahiplerine göre Venüs’ün inferior kavuşumundan bir müddet sonra “sabah yıldızı” olarak doğmaya başlaması korku ve tehlike işaretçisiydi.

Peki Venüs geçişine çok yakınlaştığımız bu günlerde bizler astrolojik olarak bu türde işaretler bulabilir miyiz? Bu konuda fikir sahibi olmamız için bu durumu sadece Venüs geçişiyle sınırlı görmek yerine, Venüs geçişi anına yönelik astroloji haritasındaki gökyüzü konumlarıyla değerlendirmemiz daha isabetli olur kanımca. Venüs geçişinin 4 Haziran 2012 tarihindeki ay tutulmasıyla bu denli yakın tarihe denk geliyor olması ve ay tutulmasının Yay burcunda gerçekleşecek olması bu tutulmayı ve geçişi takip eden altı ay süreç içerisinde uluslararası gerginliklerin yaşanabileceğini düşündürüyor insana ister istemez. Bu haritalarda gergin açısal irtibatlar var ve Güneş-Ay-Venüs-Mars arasında oluşan T-kare açı formasyonunun odak noktasında bulunan Mars tehlike, agresyon ve savaş işaretçisidir. Mars’ın baskı altında olması ve Venüs ile gergin irtibatta olması insanoğlunun kendisini nefsinin tutsağı yapan tutkuları ve mahluki dürtüleriyle hareket etmesi ve bunun neticesinde zarar görmesini de ifade edebilir. Geçmiş Venüs-Güneş inferior kavuşumlarında bazılarına örnekler arasında Nixon’un Watergate skandalı ve Clinton’un Monika skandalı da yer alıyor.

Venüs Geçişi ve Sağlığımız

Yukarıda Mayaların Venüs'ün sabah yıldızı olarak doğmaya başlamasını hastalık ve salgınlarla da bağdaştırdığından bahsettik. İlginç bir biçimde bazı bilim insanları endemik gribe neden olan virüsün Venüs gezegeninden kaynaklanmakta olduğunu iddia etmektedir. Bunlardan önemli bir tanesi olan İngiltere’deki Norman Lockyer Gözlemevinden Donald Barber 1937-1961 yılları arasında astronomik fotoğrafik düzlem emulziyonlarında havadan bulaşan, yağmur suyundan kaynaklanan mantar benzeri bakterilerin Venüs’ün Güneş ile inferior kavuşumları ile bir bağlantı olduğunu söylemekteydi. Barber, 6 majör mikrobik salgının Venüs ve Güneş’in inferior kavuşumuna çok yakın dönemde gerçekleşen jeomanyetik fırtınalardan ortalama 55 gün sonra ortaya çıktığını belirtmekteydi.

İnternet üzerinde yaptığım araştırmalarda bazı başka bilim insanlarının da benzeri tespitlerine rastladım. Bu değerli bilim insanlarının ortaya koyduğu teorilerden çıkan sonuç özetle şudur: Çeşitli gezegen dizilimleri güneş aktivitelerine sebep olduğu gibi, Venüs-Dünya-Güneş dizilimleri de güneş alevlenmelerine sebep olur. Venüs’ün manyetik alanının yetersiz olması nedeniyle bu gezegenin atmosferinin üst tabakasında iyonize halde bulunan gazlar, güneş rüzgarlarıyla gezegenden ayrılır ve gezegen hizalanması sırasında Venüs’ün üst atmosferinde bulunan bulut şeklinde kolonize olmuş bakteriler Dünya’nın atmosferine itilir. Kutup bölgelerinden rüzgarlar vasıtasıyla hava yoluyla yayılan bu virüsler, dünya genelinde grip salgınlarına sebep olmaktadır.

Güneşin maksimum fazına doğru ilerlemekteyiz ve güneş maksimumunda manyetik akım çok daha fazla olacaktır. Etkin güneş rüzgarlarına tepki verecek Venüs’ün plazma kılıfı (kuyruğu) bu etkileşim esnasında kendisine en yakın pozisyonda olacak Dünya’ya doğru uzayacağından, hava kaynaklı virüs bulaşması olasılığı artabilir. Tarihte grip virüsü mutasyonları ve bunu izleyen pandemiler güneş lekesi doruklarıyla bağlantılı görülmektedir, güneş lekesi dorukları grip salgınlarından önce oluşmaktadır. 1918-1919 İspanyol Gribi pandemisi de 1917’deki güneş lekesi doruğunu takip etmiştir.

Güneş lekesi maksimumuna denk gelen 9 Şubat 1918 tarihinde Venüs-Güneş inferior kavuşumu gerçekleştirmiştir. Bu kavuşumun yaklaşık bir ay sonrasında ilk grip vakıa 11 Art 1918 tarihinde Kansas Camp Funston’da bildirilmiştir. Bu tarihe dönüp baktığımızda, Mars’ın şimdilerde olduğu gibi Başak burcunda ve gerilemekte olduğu görülmektedir. Ayrıca şimdilerde olduğu gibi Güney Ay Düğümü de İkizler burcunda ilerlemektedir ve 11 Haziran 2012 tarihi sonrasında olacağı gibi Jüpiter de İkizler burcunda ilerlemektedir. 1918 yılı Haziran ayında İkizler burcunda tam güneş tutulması gerçekleşmiştir ve 2012 yılında da 20 Mayıs tarihinde yine İkizler burcunda bir güneş tutulması gerçekleşecektir. 8 Haziran 1918’de gerçekleşmiş olan bu tutulma 17 derece İkizler burcunda olmuştur ve 6 Haziran 2012 tarihinde Venüs-Güneş dizilimi 15 derece İkizler burcuna düşmekte, 1918 İkizler tutulmasını tetiklemektedir.

Medikal astrolojide İkizler burcu akciğerlerle ve solunum yollarıyla ilişkilidir. Çok sayıda faktörün hava elementinden İkizler burcuna denk geliyor olması hava yoluyla bulaşacak hastalıklara işaret ediyor olabilir. Lister Enstitüsü’nde yapılan testlerin sonucuna göre 1918-19 global pandemisinde ölüm nedeni akciğer dokusunun sıvılaşması nedenli boğulmaydı.

Bir hava elementi burcu olarak İkizler, çok sayıda insanla ilişkide bulunmayı ifade eder. Bilim insanı Gina Kolata’ya göre 1918’deki salgın atmosferdeki değişikliklerden kaynaklanmakta ve sonra insandan insana bulaşmaktadır. İkizler burcu aynı zamanda seyahatlerle de ilişkilendirilir ve Venüs geçişinin gerçekleşeceği Haziran ayı sonrasında muhtemelen çok sayıda insan tatil amaçlı seyahatler yapacaktır. 2012 yılı yaz aylarında çok sayıda insanı bir araya toplayacak olan en önemli organizasyon kuşkusuz Londra Yaz Olimpiyatlarıdır. Büyük insan kalabalıkları hava yollu enfeksiyonlara ortam oluşturabilir. İkizler burcundaki Jüpiter etkinin çok sayıda kişiye yayılacağını işaret ediyor olabilir. Bu şartlarda halk sağlığına titizlikle dikkat edilmesi gereken bir süreçte olduğumuz su götürmez bir astrolojik gerçekliktir. Venüs İkizler burcunda geçiş yaptığına göre zihinsel sağlığı ve sinirler bölgesiyle ilgili sağlık sorunlarını da göz önüne almak gerekir.

Venüs geçişleri, güneş maksimumları ve virüs salgınları arasındaki bağlantıları tanımlayan bu bilimsel araştırmalar ister istemez Mayaların Venüs’ü bu kadar yakinen takip etmelerinin altındaki sebepleri çok iyi anlamamız gerektiğini düşündürmektedir!

Bilge Öğretmen Quetzalcoatl Kukulcan

Kadim uygarlıkların Venüs-Güneş inferior kavuşumu ile ilgili düşünce ve görüşleri yukarıda sayılanlarla sınırlı değil ve Venüs geçişine yüklenecek anlamlar sadece savaş, yıkım ve tehlikelerle, hastalık ve salgınlarla tanımlanamaz pek tabii ki. Venüs geçişine bundan çok daha yüksek anlamlar yüklemek gerekir.

Batı astrolojisinde Venüs dişil bir sembol olarak kabul edilir. Halbuki eski Meksikalılar Venüs’ün sembolünü ve mitolojisini erkek Tanrı Quetzalcoatle ya da Kukulcan ile ilişkilendirirler. Bu kültürlerde Venüs’ün astronomik döngüsü Tanrı Quetzalcoatle mitolojisiyle ilişkilendirilmiştir. Aztekler yazıtlarında tanrı Quetzalcoatl’ın kendilerini eğitmek üzere parlak gezegen Venüs’ten geldiğini söylüyorlardı. Mayalar, Venüs’le özdeşleştirdikleri öğretici Tanrı’ya Kukulkan (tüylü yılan) diyorlardı.

Maya ve Azteklerde Venüs’ün Güneş ile inferior kavuşumundan sonra sabahyıldızı olarak doğuda görülmeye başladığı konum Tanrı Quetzalcoatl’ın ya da Kukulcan’ın Dünya’ya inmesi ya da doğması ile ilişkilendirilir. Maya efsanelerine göre Kukulkan gökyüzünden gelen bir tanrıydı ve Mayalarla 52 yıl iç içe yaşamış, onlara kültürler vermiş bir öğretmendi. Yaşamın bütün yönleriyle insanları bilgilendirdikten sonra bir gün geri geleceğini vaat ederek gökyüzüne geri dönmüştü. Mayalar bu öğretici tanrının söz verdiği “geri dönüş” gününü bekliyorlardı. Bazılarına göre Venüs geçişi bu dönüşün yaklaştığının işaretçisiydi...

Maya Şamanı Miguel Angel’e göre Quetzalcoatl Kukulcan (Işığın Kobrası:The Serpent of Light) Mayalara bilimleri, felsefeleri, sanatları, matematiği, astronomi ve astrolojiyi ama bunların yanı sıra içsel bilgeliği ve ruhsallığı öğretmek üzere gönderilmiş bir öğretmendi. Bu ruhsal bilge öğretmenin kendilerine gönderilmesinin en önemli amaçlarından birisi de içsel huzur ve dengeyi sağlamayı öğretmesiydi. Şimdi Kukulcan denge ve uyumu öğretmek üzere geri dönüyor. Bu kalplerimizle bağlantı kurma zamanı…

Aslında tüm bu tanımlamalar içinden geçmekte olduğumuz süreçle astrolojik olarak çok ilgili. İkizler burcuna denk gelen bu geçişi insanlığın çok yeni bilgilere ulaşması olarak tanımlayabiliriz. Anlaşılan o ki bu geçiş sonrasındaki dönemde iletişim, habercilik, bilgi alışverişi konularında önemli aşamalar kaydedilecek. Yepyeni şeyler öğreneceğiz. Yenidünya görüşüne daha açık ve esnek olacağız.

İkizler burcunda iken güneş diskinin önünden tam da Mayalar’ın Büyük Sayım takvimlerinin bitişi olan 2012 yılında geçiş yapacak olan Venüs, insanlığa ulaşacak yeni bilgilerin yanı sıra, zaten sahip olduğu eski bilgilerin tekrar açığa çıkacak olmasını da ifade ediyor. Benzer şekilde bu dönemde geri hareketli olan Venüs ve tam da Venüs geçişi gününde geri harekete geçecek olan Venüs gezegeninin üst oktavı olan Neptün de aynı şeyi ifade ediyor: uyum ve dengeyi sağlamak için içe çekilme, kendi iç bilgeliğiyle ve ruhsallığıyla irtibata geçme. Geçiş esnasında Venüs’ün İkizler burcunda olması, bu geçişin zihinsel süreçlerimizle de ilgili olduğunu gösteriyor.   

Venüs Geçişi ve Zihinsel Kalıplarımızın Değişimi

Venüs geçişleri 8’er yıllık ikili çiftlerden oluşur. Her ikili geçişten 105,5 yıl sonra yeni ikili geçiş zamanı gelir. 8-105,5 ve 8 şeklinde tekrarlayan döngülerde ikili geçişin birincisiyle bir sonraki ikili geçişin ikincisi arasında 121.5 yıllık zaman farklılığı vardır.

Venüs ve Dünya’nın beş-sekizlik ritmi vardır. Bu Orta Amerika kültürlerinin takvimlerinin temelini oluşturur. Örneğin Mayaların takvimlerinin temelini Venüs’ün ikili geçişlerini de kapsayan inferior kavuşumlarının başlangıcı ve bitişi arasındaki sekiz yıllık süreyi ifade eden 8 sayısı, döngü tamamlanana kadarki kavuşumları ifade eden 5 sayısı ve bu ikisinin toplamından çıkan 13 sayısı oluşturur.

13’ü Maya takvim sisteminin kaynağı olarak kullanacak olursak bir önceki toplama 13’ün eklenmesi ile 13, 26, 39, 52, 65, 78, 91, 104 sayılarına ulaşırız. Bu böyle katlayarak devam eder. Bu sayıları değişik şekillerde parçalayacak olursak Maya sisteminde hiçbir şeyin keyfi olmadığını görürüz. Bir yılda dört mevsim vardır ve her bir mevsim 13 hafta sürer. Bir yılda 52 hafta vardır ve yarıyıl 26 haftadır. Her bir mevsim (yaklaşık) 91 gün sürer. 104 yıllık Venüs Çemberi döngüsü (her biri 52 yıldan oluşur) güneş takvimi ile kutsal takvimlerin Venüs döngüsü ile düzenlendiği önemli bir olaydır. Mayalar 13 sayısını temel sayı olarak kullanarak bu sayının 13.000 ve 26.000 gibi katlarını da sisteme katmışlardır. 26.000 yıl bir presesyon döngüsüdür ve 13.000 yıl da yarı presesyon döngüsüdür.

Venüs’ün Güneş’le sekiz yıllık inferior döngüsü ilginçtir. Bu döngünün ilk Venüs-Güneş inferior kavuşumunun derecesi ile son Venüs-Güneş inferior kavuşumunun derecesi neredeyse aynıdır (sadece iki gün farklı= 8 yılda iki artık yıl vardır). Bu seferki döngüde de aynı şey gerçekleşiyor. 2004’teki ilk geçişten sonra beş tane Venüs-Güneş inferior kavuşumu daha yaşanmış olacak ve bunlardan beşincisi, ilk geçiş ile neredeyse aynı Zodyak derecesine denk gelecek. 8 Haziran 2004’teki geçiş ile 6 Haziran 2012’deki geçiş arasındaki inferior kavuşum tarihleri şöyle:

8 Haziran 2004 - 17 derece İkizler

13 Ocak 2006 - 23 derece Oğlak

18 Ağustos 2007 – 24 derece Aslan

27 Mart 2009 – 7 derece Koç

29 Ekim 2010 – 5 derece Akrep

6 Haziran 2012 – 15 derece İkizler

Venüs-Güneş inferior kavuşumlarını Zodyak’ta işaretlerseniz, takip eden kavuşumun bir öncekinden yaklaşık 72 derece türevi açı yaptığını fark edersiniz. Bu dereceleri işaretleyip çizgilerle birbirine bağlarsanız beş köşeli yıldız, yani pentagram ortaya çıkar. Pentagram evrensel olarak birlik ve sonsuzluk anlamına gelir. Dişil enerjinin sembolü olarak görülmüştür ve Venüs gezegeniyle ilişkilendirilir. Venüs geçişlerinin oluşturduğu pentagramı gösteren diyagramı yukarıda görmektesiniz. Bu görsel www.CurtRenz.com adresinden alınmıştır.

72 derecelik açı 5. harmonik açısıdır. Harmonikler temelde açılarla ilgilidir. Geleneksel astrolojide olduğu gibi, açıların geniş bir perspektifte ele alınmasından ibarettir. Bir harmonik harita çizerken Zodyak dairesini eşit aralıklı segmentlere ayırırız ve her segmente tam bir daireymiş gibi bakarız. 5. harmonik haritayı (H5) çizerken daireyi beşe, 7. harmonik açıyı çizerken yediye, 9. harmonik açıyı çizerken 9’a böleriz.

5. harmonik beşlik ilkesiyle bağdaştırılır. Beşlik ilkesi insanın dünyayı olduğu gibi kabul etmemesi, değiştirme çabasını ifade eder. 5. harmoniğin özelliklerini sıralarsak Venüs-Güneş inferior döngüsünün bizde nasıl etkiler ortaya çıkardığı konusunda bilgi almış oluruz:

Kaos içinden düzen yaratma arzusu ve becerisi

Çevresini anlayabilmek için sınıflandırma ve kategorize etme arayışı

Dünyayı kendi kalıp ve davranışlarına, amaçlarına uydurma eğilimi

Bir araya getirme, form verme, zihinsel kalıplar içerisine koyma

Yeteneklerini biçimlendirme, belli bir biçime girmiş yollarla anlatma

Kendini huzursuz eden bir yapı

Dünyayı yapay kalıplar içine sığdırmaya nedeniyle gerçek dünyadan bağların kopması

Astrolojide 72 derecelik açı Merkür gezegeni ile bağdaştırılır. Bu açı insanoğlunun yeteneklerini ve yaratıcılık kapasitesini gösterir. Bu açının temelinde bir şeyleri bir araya getirme, bağlantı kurma, kalıplar oluşturmayı adeta bir oyun gibi görme ve bundan zevk alma söz konusudur. Zihinsel olanı, zihnin oyunlarını anlatır.

Zodyak’ın beşe bölünmesinden oluşan Quintile (Kintil) açısı dehaya varan yaratıcılık ve üretkenlikle bağlantılıdır. Tüm diğer gezegenlerden çok Merkür ile bağdaşır. Yaratıcı ve sihirli bir alt yapısı vardır. İnsanoğluna verilmiş en güçlü, sihirli ve pozitif yönlerini, doğal yeteneklerini gösterir. Bazı astrologlarca bu açı üçgen ve altmışlıktan daha eşsiz ve özel görülür. Yaratıcılığı, zihinsel olarak parlak olmayı ifade eder.

Bu bağlamda Venüs geçişlerini insanlığın zihinsel kalıplarının değişimini vurgulayan süreçler olarak da görebiliriz. Bu dönemlerde güneş aktiviteleri de artmaktadır. Venüs geçişi sonrasında muhtemelen yine güneş aktiviteleri de artacaktır. Bazı görüşlere göre dünyamıza ulaşan güneş rüzgarları ve foton dalgaları hücresel düzeyde güçlü fiziksel etkiler yaparlar. Böylelikle eski deneyimlerimizden ve travmalarımızdan kaynaklanan, hücrelerimizde birikmiş hücresel hafızanın uyanmasını sağlarlar. Bu yolla hücresel hafızadaki birikimleri temizlerler ve daha yüksek frekanslara ayarlayarak zihinsel gerçekliğimizin yapısını değiştirirler. Bu işlemler sonucunda bizler güdüsel olarak hayatımızda değişiklikler yapmaya yöneliriz. Tüm bunlar bilinç düzeyine çıkınca ruhumuzun amacını hatırlamaya başlarız. Bu evrensel enerji itişleri insanlık için uyandırma alarmı gibidir ve DNA kodunun bazı yönlerini aktive eder.

Kişisel kanaatimce 2012 Venüs geçişi ve sonrasında artacak olan güneş aktiviteleri zihnimizde oluşturduğumuz kalıpların temizlenmesine, zihinsel gerçekliğimizin değişmeye başlamasına, giderek daha yüksek frekansta algılama sürecine gireceğimize ve buna bağlı olarak hayatımızda hızlı değişiklikler yapmaya başlayacağımıza işaret etmektedir. Bu da bizlerin kendi maksimumumuza hazırlığımızın çok önemli bir parçasıdır!

Öner DÖŞER

4 Haziran 2012, Pazartesi

ASTROLOJİ OKULU, Caddebostan

Bu yazıda ancak kısaca değinebildiğim ve yakın geleceğimizi ilgilendirdiğini düşündüğüm bu önemli konular hakkındaki detaylı bilgileri “Maksimum: Hazır mısınız?” kitabımda paylaşıyorum. Konuyu detaylı olarak incelemek ve bu süreçle ilgili bilgi almak isteyen okurlar kitaba aşağıdaki linkten ulaşabilirler.http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=603530

07.06.2012

Designed by Ongunsoft