Öner Döşer

Yeniay, dolunay, SÜPERAY ve etkileri

Bu sayfa 31352 kişi tarafından ziyaret edildi.

Yeniay, dolunay, SÜPERAY ve etkileri

Kültürler binlerce yıldır Ay fazlarının izini sürmüş ve uzun-dönem hava durumunu bu şekilde öngörmüş, buna göre plan yapmışlardır. Hava durumu dediğimiz şey atmosfer gelgitleridir, Ay’ın çekim gücüyle çekildiğinde ortaya çıkar. Ay’ın gelgit etkisi gezegenimizdeki katı, sıvı ve gaz şeklindeki her şeye etki etmektedir, karalar bile Ay’ın çekim kuvvetinde yükselmektedir.

Astrometeorologlar, hava durumunu ve iklimi öngörmek için gezegenlerin Dünyaya göre hareketlerini, Güneş ve Ay’ın pozisyonuyla birlikte belirler. Yeni Zellandalı araştırmacı ve astrolog Ken Ring bunu Ay’ın Dünya iklimine etkisi olarak adlandırmaktadır. Ay bağlantı kurduğu gezegenler aracılığıyla çalışır, Güneş gibi. Hava tahmininde Ay’ın kavuşum dışındaki en önemli açıları kare ve üçgenlerdir. Ay’ın yakınlaşan bir açının kesin derecesine ulaşmasından birkaç gün öncesinde ya da sonrasında tetiklenmelere sebep olabilir. Ay ve Güneş aynı anda bir gezegene açı yapıyorlarsa, bu gezegenin hava durumu üzerindeki etkisini güçlendirirler. Ay’ın etkisi ekvatorda, dönencelerde ya da uç deklinasyonlarda olduğunda güçlenir.

Dünyadaki hava durumunu anlamada Ay maksimumları temel oluşturur. Her ay fazı hava durumunu değiştirici bir etki yapar, bu kuraklık, kasırga, tornado ya da şimşek olabilir.

Yeniay ve dolunaylar

Dünya’daki hava durumunu ve bunun canlılar üzerindeki etkilerini anlamada Ay fazları temel oluşturur. İki Ay fazı bu bağlamda özel önem taşır: Yeniay ve dolunay.

Her yeni ay döneminde Ay bizi 2-3 gün için Güneş’in atımlarıyla uzaya fırlatılmış çok güçlü elektromanyetik bir enerji olan güneş rüzgarlarından korur. Eski kültürler bu maksimum koruma zamanlarının, yani yeni ayın balık avlamak ve ekim-dikim için en iyi zaman olduğunu bilirlerdi ve binlerce yıldan uzun zamandır besinlerini büyütüp biçmek için Ay’ı temel alan astronomik takvimler kullanmaktaydılar.

Her dolunay döneminde Dünyanın alanında ekstra iyonizasyon olur ve biyolojik hayat daha fazla etkilenir. Bu esnada pozitif iyon girişi geçici olarak daha fazla olduğundan, insanlar ve hayvanlar üzerinde yarattığı etki daha fazla ve rahatsız edicidir. Bazı bilim insanları dolunay zamanlarında geniş bir elektromanyetik dalga yelpazesinin insanı sürekli bir bombardımana tuttuğunu bildirmektedir. Dünya negatif yüklüdür, ama dolunayda pozitif yüklü hale gelir. Çünkü Ay Güneşin enerjisini Dünyaya yansıtır. İnsanlar da negatif yüklü olduklarından bu değişiklikten etkilenirler ve bu bazı kişilerde rahatsızlığa neden olur. Bunun yanı sıra, genelde dolunay gökyüzünü berraklaştırır, temizler.

Dolunay döneminde, Dünyanın elektromanyetik alanında ekstra iyonizasyon olur. Bu dönemde Ay, Dünyanın arkasındaki manyetik kuyruktadır ve buradan yaklaşık 4 günde çıkarak manyetik kuyrukta akıma neden olur. Bu akım Dünyaya çarparak bir çeşit manyetik fırtına oluşturur. Yeniay döneminde Ay, Dünya ve Güneş arasına girdiğinden fiziksel varlığı Güneşten gelen partiküllerin akımını keser ve jeomanyetik bozukluklar olur. Dünyanın merkezi yakın zaman önce uyarılmışsa Ay’ın bu fazlarında deprem olasılığı daha fazladır. Depremlerle ay fazlarının ilişkisini incelediğimizde yeni ayın dolunaydan daha etkili olduğunu görürüz. Bunun nedeni yeniay döneminde Ay’ın ve Güneşin Dünyanın aynı tarafında olması, beraber ve aynı hizada olmaları olabilir. Halbuki dolunay döneminde Dünyanın karşıt taraflarındadırlar, bu da kavuşumlarda çekim gücünün daha etkili olduğunu göstermektedir.

Doğal afetler ve ay fazları

Ay’ın Dünya üzerindeki çekim gücü Güneşinkinin iki buçuk katıdır. Her ay fazı hava durumunu değiştirici bir etki yapar, bu; kuraklık, kasırga, tornado ya da şimşek olabilir. Bazı araştırmalar yeni ay ya da dolunay sonrasında %10 daha fazla yağış olduğunu, bazen de bu döneme denk gelen Ay’ın perigee ve apogee (Dünyaya en yakın ve en uzak) dönemlerinde tropik fırtınaların kasırgaya dönüşebileceğini göstermektedir.

Araştırmacı ve yazar Ken Ring Ay’ın hareketlerinin deprem tahminleri için de kullanılabileceğini söylemektedir. “Predicting the Weather by the Moon” adlı kitabında Ay’ın ekvatorun kuzey ya da güneyindeki maksimum deklinasyonlarında olduğu dönemlerin depremsel açıdan riskli dönemler olduğunu yazmaktadır. Ay bu pozisyonlarda yaklaşık 3 gün kalır ve buradayken tektonik plaklara önemli bir gerilim uygular. Astrolog Ed Tamblin incelediği 14 önemli deprem örneğinin 12’sinde Ay’ın ekvatorun kuzeyinde olduğunu fark etmiştir.

Ken Ring’e göre doğal felaketler açısından bir başka riskli dönem de Ay’ın Dünyaya en yakın olduğu (perigee) zamandır. Perigee büyük bir çekime neden olur. Araştırmalar önemli depremlerin Ay’ın yeni ay, dolunay ya da perigee olduğu zamanlara denk geldiğini göstermektedir. Herhangi bir yeniay veya dolunay, Ay’ın Dünya’ya en yakın olduğu (perigee) zamanla çakışabilir. Böyle bir duruma SÜPERAY denilmektedir.

SÜPERAY

SÜPERAY, Ay’ın yörüngesinde Dünya’ya en yakın pozisyonunda olduğu zamanın yeniay veya dolunay fazıyla çakışmasıdır. Bir yılda birkaç kez olabilir.

Dolunaylar duyguların had safhada olduğu zamanlardır. Tabii sadece duyguların değil, yaratıcılığın da çok arttığı dönemlerdir. Ay’ın Dünya’ya en yakın olduğu zamanlar da öyle (Perigee). Her ikisi çakıştığında, yani SÜPERAY olarak tanımlanan durum gerçekleştiğinde, duygusal anlamda duyarlılık had safhada olur. Duygularda iniş çıkışlar, uyarılma, huzursuzluk hakimdir. Buna mukabil, Ay’ın Dünya’ya en uzak konumunda olduğu (apogee) zamanlarda duygusal anlamda daha ziyade sakinlik duygusu hakimdir, umursamazlık veya hatta halsizlik ve keyifsizlik vardır.

Astrolog Riacard Nolle’ye göre Ay’ın Dünya’ya en yakın olduğu (Perigee) dönemlerinin yeniay veya dolunayla çakıştığı ve onun SÜPERAY olarak tanımladığı zamanlarda doğal afetlerde artış olur. Nolle, bu riskin en fazla SÜPERAY’dan, yani Ay'ın Dünya'ya en yakın konumuna denk gelen yeniay veya dolunaydan 30 saat öncesi ile 30 saat sonrası gibi bir zaman aralığında olduğunu söylüyor.  Bu zaman zarfında 5 ve üzeri depremlerin, volkan patlamalarının ve kasırgaların daha sık görüldüğünden ve buna bir çok örnek veriyor web sitesinde. İlgili yazıya ulaşmak için linki tıklayınız… http://www.astropro.com/features/articles/supermoon/

Planets, Sunspots and Earthquakes kitabının yazarı Frank Glasby gibi bazı araştırmacılar, gezegensel çekim güçlerinin ve düşük yoğunluklu elektromanyetik güçlerin beraber etki ederek depremleri etkiliyor olduğunu düşünmektedir. Gezegenlerin gruplanması ek bir çekim gücü oluşturarak depremleri tetikleyebilir. Frank Glasby’e göre bu konudaki esas nokta şudur: Gezegensel çekim güçleri depremden önce gelişen yatay basıncın oluşmasını kolaylaştırır ve aynı zamanda yer ışınımına da neden olur. Gezegensel güçlere ek olarak okyanus gelgitleri de kayalara basınç yapar. Dolunay ve yeniay zamanlarında daha fazla okyanus gelgiti vardır. Bu yüzden dolunay ve yeniay zamanlarında daha çok deprem görülür. Depremlerin olmasını kolaylaştıran yatay basınç, basınç altındaki kayalardan yüklü parçacıklar (pozitif iyonlar) salınmasına neden olur ve bunların da insan ve hayvanlar üzerinde biyolojik etkileri vardır. 

Ay fazları ve insan davranışları

Bulunduğumuz Güneş Sistemi içerisinde en belirgin etkiler Ay ve Güneş nedenlidir. Buna örnek olarak gelgit etkisini verebiliriz. Bu Ay’ın Dünya’nın çevresindeki eliptik yolundan ve Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki 24 saatlik döngüsünden kaynaklanır. Yalnızca bu mekanizma nedeni ile bile Ay insanın günlük işleyişini etkiler. Bunun yanı sıra bilmediğimiz bir mekanizmayla tüm canlıların biyolojik saatini ve zihinsel tavırlarını da etkiler. Ay’ın Dünya üzerindeki çekim gücü Güneş’inkinin yaklaşık iki buçuk katıdır ve sadece bu özelliğiyle bile günlük hayatımız üzerinde ne denli etkin olduğunu anlayabiliriz. Ay’ın etkisi altında tüm insanlar, hayvanlar ve bitkiler değişime uğrarlar; hiçbiri düşünceleri ya da davranışları bakımından aynı kalamaz.

Ay yüzyıllar boyunca insan davranışları üzerindeki etkisiyle bilindi. Planetary Influences kitabının yazarı Psikolog Buryl Payne’e göre bireysel insan Ay ve gezegenlerin etkisindedir. Bir bütün olarak insanlık ise Güneşin etkisi altındadır; bu nedenle Güneş ile hizalanan bir gezegen insanlık üzerinde daha geniş çaplı etki yaratır. Bu çok sık olmaz; ama Ay’ın gezegenlerle açıları çok sık olur.

Astrolojide herhangi bir bireyin doğal durumu ve karakteri, ruhun istem dışı ve duygusal niteliklerini Ay’ın yerleşiminden ve Ay ile irtibat sağlayan gezegenlerden saptarız; çünkü doğuştan gelen meziyetler Ay’a bağlıdır. Ay’ın açıları sadece kişilerin doğum haritalarındaki duygu durumları ve ihtiyaçlarıyla değil, günlük duygu değişimlerimiz ve davranışlarımızla, olayların gelişim süreçleriyle de alakalıdır. Ay'ın hizalanarak (herhangi bir açıyla) etkisini arttırdığı gezegenlerin doğal özellikleri günlük insan duygularında ve davranışlarında baskın hale gelecektir. Gezegenlerin Ay ile hizalanmaları Dünyaya en yakın gök cismi olarak dünyevi hayat üzerinde en büyük etkiyi yaratır. Örneğin Satürn Dünyaya yakın olduğunda ve özellikle Ay’la hizalandığında insan davranışları üzerinde baskılayıcı etkisi olduğu görülmüştür. Jüpiter Dünyaya yakın olduğunda ve Ay ile de hizalandığında ise iyimser duygular baskındır.

Ay’ın Güneş ile hizalanmaları belki de en önemlisidir. Ay-Güneş karşıtlığında oluşan dolunay zamanlarında bazı hassas kişiler daha fazla etkilenir. Huzursuz bir mizaca sahip kişiler diğerlerinden daha abartılı tepkiler verebilir, kendilerine ve etraflarındakilere huzursuzluk yayabilirler. Zaten akıllarında olanı ortaya dökerler, yani tavırları daha belirginleşir. Bazen etkilenme aşırı safhalara varabilir ve böyle durumlarda adeta cinnet hali yaşanabilir. Şiddete meyilli insanlar şiddet içeren eylemlere yönelebilirler. Dolunay zamanlarında intiharların, psikozların, trafik kazalarının ve kalp krizi nedenli ölümlerin arttığı bilinmektedir. Lunatik teriminin kullanılması boşuna değildir ve dolunay döneminde ay çılgınlığı ya da lunatik terimi kullanılan delilikler yaşanabilir. Diğer ay fazlarında da psikotik davranışlar görülebilse de, bu oran dolunaydaki kadar fazla değildir.

Dolunayda Ay direkt Dünyanın arkasında ve Dünya çevresinde dönen partiküllerin her dakika değişen tirbuşon tarzı akımıyla oluşmuş olan “manyetik kuyruk” bölümündedir. Ay’ın buraya ulaşması yaklaşık 4 gün alır ve bazen Dünyanın manyetik alanında ek bir dengesizliğe neden olur. Yeniay döneminde Ay Dünya ve Güneş arasına girdiğinden fiziksel varlığı Güneşten gelen partiküllerin akımını keser ve jeomanyetik bozukluklar olur.

Dolunay zamanları yaratıcılığın da çok arttığı zamanlardır aynı zamanda. Ortaya bir ürün koyma zamanlarıdır. Bu vakte kadar belirginleşmemiş durumların artık görünür bir duruma gelmesine yönelik etkiler taşır. Tek başına hareket etmekten ziyade birlikte hareket etme enerjisi taşır. Bu yüzden dolunayın enerjisini zıtlaşma ve fikir ayrılıkları yerine, tamamlanma ve sevgi alışverişine yönelik kullanmamızı mümkün kılar. Farkında olup, bu şekilde kullanmamız dileğiyle…

Sevgi, ışık ve umutla!

Öner DÖŞER

7 Temmuz 2014

ASTROLOJİ OKULU, Caddebostan

 

Bu yazı 2012 yılı Mayıs ayında yayınlanan MAKSİMUM kitabımdan derlenerek oluşturulmuştur. Her hakkı saklıdır.  

07.07.2014

Designed by Ongunsoft